Avrupa'nın Aşırı Sağı Neden AfD'den Kaçıyor?

AfD Almanya seçim zaferi Avrupa aşırı sağ partileri

Almanya'da yükselen Almanya için Alternatif (AfD), beklenmedik bir cepheden tepki topluyor: Avrupa'nın diğer aşırı sağ partileri. Parti evinde rekor destek toplarken, ideolojik olarak en yakın müttefikleri kıtanın başka köşelerinde ondan mesafeli duruyor. Bu ay yapılan Saksonya-Anhalt eyalet seçiminde AfD, oyların %43,8'ini alarak mutlak çoğunluğa sadece üç sandalye kala tarihi bir sonuç elde etti. Geçen hafta sonu Mecklenburg-Vorpommern ve Berlin'deki seçimler de merkez partilerden aşırı uçlara, özellikle AfD'ye doğru bir kaymayı gözler önüne serdi.


Kutlayanlar ve Sessiz Kalanlar

AfD'nin başarısını Hollanda'dan Geert Wilders, Macaristan'dan Viktor Orbán ve İspanya'dan Santiago Abascal gibi bazı aşırı sağ liderler kutladı; Abascal sonuçları "Almanya ve Avrupa için büyük bir umut" olarak nitelendirdi. Ancak Fransa, İtalya ve Britanya'daki en büyük aşırı sağ partiler bu konuda sessiz kaldı.

Fransa'nın Ulusal Birlik (RN) partisi, bir zamanlar AfD'nin en yakın ortaklarından biriydi. Ancak parti, Saksonya-Anhalt oylamasından önce bile AfD ile yeniden iş birliğinin "planlanmadığını" açıklamıştı. RN milletvekili Franck Allisio, 6 Eylül'de LCI televizyonuna verdiği demeçte durumu şöyle özetledi: "Hem üslup hem de öz açısından gerçek sorunlarımız var. Onları Almanya'daki müttefikimiz olarak görmüyoruz."



Le Pen'in "Arındırma" Stratejisi

RN lideri Marine Le Pen, partiyi babası Jean-Marie Le Pen döneminin açık yabancı düşmanlığından uzaklaştırıp siyasi merkeze yaklaştıran bir "arındırma" süreci yürütüyor. Göçmen karşıtı söylemini yumuşatan Le Pen, Hamas'ın 7 Ekim saldırılarından bu yana antisemitizmi kınamayı da yeniden markalaşma stratejisinin güçlü bir aracı haline getirdi.

RN ile AfD arasındaki bağ, bir AfD yetkilisinin Nazi Almanyası'nın SS örgütünün suç rolünü küçümseyen sözleri ve Alman partisinin yabancı kökenlilerin toplu sınır dışı edilmesine yönelik gizli planının ortaya çıkmasıyla koptu. RN, Mayıs 2024'te Alman aşırı sağıyla ilişkilerini resmen sonlandırdı.



"Extremist" Etiketi ve Temizlenmemiş Bir Parti

Chatham House düşünce kuruluşunun Avrupa, Rusya ve Avrasya programları direktörü Grégoire Roos'a göre AfD, RN'nin aksine kendini aşırılıkçı unsurlardan arındırma çabası göstermedi. Almanya'nın istihbarat servisi tarafından "ekstremist" olarak sınıflandırılan parti, bu nitelendirmeyi "demokratik rekabeti bozma girişimi" olarak reddediyor. Roos, partinin bazı figürlerinin Nazi dönemine ilişkin konuşurken rahat bir tavır sergilediğini ve bunun Avrupa'daki çoğu akranı için partiyi kabul edilemez kıldığını belirtiyor.

Buna karşılık, Fransa'nın daha radikal partisi Reconquest (Éric Zemmour), AfD'nin zaferini kutladı. Partinin Avrupa Parlamentosu üyesi Sarah Knafo, seçim gecesi sonuçları "tarihi" olarak nitelendirdi. AfD, "Kimlik ve Demokrasi" grubundan ihraç edilmesinin ardından Avrupa Parlamentosu'nda Egemen Uluslar Avrupası grubunu kurmasına öncülük etti; bu gruba Reconquest'in yanı sıra Bulgaristan'ın Revival, Macaristan'ın Our Homeland Movement, Polonya'nın New Hope ve Slovakya'nın Republic Movement partileri de dahil.

AfD Almanya seçim zaferi Avrupa aşırı sağ partileri

Meloni Mesafeyi Koruyor


İtalya'nın aşırı sağ Kardeşler Partisi, lider ve Başbakan Giorgia Meloni önderliğinde AfD'yi benimsemek yerine Avrupa'nın siyasi ana akımı içinde etki kurma stratejisini tercih ediyor. Parti, AfD'nin daha izole Egemen Uluslar Avrupası grubuna kıyasla Avrupa Parlamentosu kurumsal ana akımına daha entegre olan Avrupa Muhafazakarları ve Reformistleri grubunda yer alıyor. İki parti arasında derin dış politika ayrılıkları var: Meloni'nin partisi NATO ve Ukrayna'yı desteklerken, AfD Ukrayna'ya silah gönderilmesine karşı çıkıyor ve Rusya'ya uygulanan yaptırımların kaldırılmasını istiyor. Meloni bu farkları "uzlaştırılamaz" olarak tanımlıyor.

Britanya'nın sert sağ partisi Reform UK'in lideri Nigel Farage ise AfD'yi "karışık bir çuval" olarak nitelendirdi. Nisan ayında bir podcast söyleşisinde Farage, AfD'nin Putin yanlısı tutumunu anlamakta zorlandığını ve partinin bazı diktatörlerle bağlarının "çok, çok zor" olduğunu söyledi.


Moskova'ya Yakınlık ve Washington Bağlantısı


AfD'nin dış politika duruşu birçok potansiyel ortak için sorun teşkil ediyor. Parti, Rusya ile daha yakın ilişkileri savunuyor ve Ukrayna'ya yardım konusunda güçlü bir karşıt söylem benimsiyor. Roos'a göre AfD, Ukrayna ve Rusya konusunda "son derece radikal": "AfD'yi dinlerken, sanki Rusya Ukrayna'yı işgal etmemiş, sanki Rusya her gün Ukrayna'da suç işlemiyor ya da sivilleri öldürmüyormuş gibi hissedebilirsiniz." Rusya, sivilleri hedef aldığı iddialarını tekrar tekrar reddediyor.

Geçen yıl partinin eski üst düzey bir yardımcısının Almanya'da Çin için casusluk yaptığı gerekçesiyle mahkûm edilmesiyle AfD'nin Pekin bağlantıları da gündeme gelmişti. Washington cephesinde ise Donald Trump, Saksonya-Anhalt'taki zaferin ardından partiyi sosyal medyada kutlayıp mesajını "MGGA" kısaltmasıyla bitirdi. AfD'yi yıllardır destekleyen Elon Musk da memnuniyetini dile getirdi. Roos, partinin Trump ve MAGA hareketiyle olan güçlü bağının, Fransa dahil birçok Avrupa ülkesinde giderek popülerliğini yitirdiğini belirtiyor.


Düşünsel Boyut: Yalnız Yükselen Bir Parti Ne Anlatır?

AfD'nin kendi ideolojik ailesi içinde bile yalnızlaşması, Avrupa aşırı sağının aslında tek bir blok olmadığını gösteriyor. Fransa'daki RN gibi partiler seçmen tabanını genişletmek için ölçülü bir "sistem içi" dile evrilirken, AfD kendi radikal çekirdeğini korumayı tercih ediyor. Bu ayrışma, aşırı sağ hareketlerin iktidara giden yolda aslında birbirinden çok farklı stratejiler izlediğini ortaya koyuyor: biri meşruiyet kazanmak için "temizlenirken", diğeri tabanının sadakatini radikal söylemle sürdürüyor. Roos'un işaret ettiği gibi, Almanya'nın dış politikasının şansölyelik makamında toplanmış olması ve ülkenin bağımsız yargısı ile anayasa mahkemesi, AfD'nin gücü artsa bile ani politika değişikliklerine karşı bir denge unsuru oluşturuyor.


Arka Plan

AfD, 2013'te euro şüpheciliği temelinde kurulmuş, zamanla göç karşıtı ve milliyetçi bir çizgiye evrilmişti. Almanya'nın iç istihbarat servisi partiyi geçmişte "ekstremist" olarak sınıflandırmış, bu karar parti tarafından defalarca itiraz konusu edilmişti. Son yıllarda yaşanan eyalet seçim zaferleri, partinin ülke genelinde en büyük siyasi güç olma yolunda ilerlediğine dair kamuoyu yoklamalarıyla da destekleniyor.

Yorum Gönder

0 Yorumlar