Yapay zekâ ile sanat doğrulama, sanat piyasasında yıllardır insan uzmanların tekelinde olan “Bu eser gerçekten kimin?” sorusunu algoritmalara taşıyor. Tartışmanın merkezinde ise Peter Paul Rubens’e atfedilen The Bath of Diana adlı tablo bulunuyor. Mart 2025’te İsviçre merkezli Art Recognition şirketinin kullandığı AI sistemi, uzun süredir kopya kabul edilen eserin bazı bölümlerinin Rubens tarafından yapılmış olabileceği sonucuna ulaştı. Ancak Rubens konusunda önde gelen uzmanlardan Nils Büttner, bu değerlendirmeye itiraz ederek eserin özgün Rubens olmadığını savundu.
Buradaki çatışma yalnızca teknoloji ile sanat tarihi arasındaki bir anlaşmazlık değil. Daha büyük soru şu: Bir makine bir sanat eserinin özgünlüğüne yüzde üzerinden ihtimal verebiliyorsa, son sözü kim söyleyecek?
Rubens vakası: Makine ne gördü, uzman ne gördü?
Yaklaşık 1635 tarihli The Bath of Diana, Rubens’in bilinen eserlerinden birinin farklı bir versiyonu. Fransa’daki özel bir koleksiyonda bulunan tablo uzun süredir orijinal eserin bir kopyası olarak değerlendiriliyordu. Orijinal versiyonun nerede olduğu ise kesin olarak bilinmiyor.
Art Recognition, eser üzerinde klasik bir “var ya da yok” testi uygulamak yerine tabloyu farklı bölgelere ayırarak analiz etti. Sistem, Rubens’e ait kabul edilen eserlerin yanı sıra kopyalar, taklitler ve hayranların yaptığı çalışmalarla eğitildi.
Sonuç dikkat çekiciydi: İncelenen 29 bölümün 10’u yüzde 80’in üzerinde özgünlük olasılığı gösterdi. Sekiz bölümde olasılık yüzde 60-80 arasındaydı. Yedi bölüm yüzde 50-60 aralığında kaldı; dört bölüm ise yüzde 50’nin altında değerlendirildi. Sisteme göre özellikle Diana figürü Rubens’in elinden çıkmış görünmüyordu.
Ancak şirketin yaklaşımı “Bu tablo kesinlikle Rubens’indir” şeklinde değildi. Değerlendirme, eserin bazı bölümlerinin Rubens ile bağlantılı olabileceği ihtimalini ortaya koyuyordu.
İşte sanat tarihçilerinin itirazı tam burada başlıyor.
Bir algoritma sanat tarihinin bağlamını okuyabilir mi?
Rubens uzmanı Nils Büttner, AI analizinin sonuçlarının Rubens araştırmacılarının değerlendirmeleriyle uyuşmadığını belirtti. Ona göre eserin durum raporu bile çalışmanın gerçek Rubens eseri olmadığını düşündürecek unsurlar içeriyordu.
Bu itirazın temelinde önemli bir fark bulunuyor.
AI, görüntüdeki örüntüleri, renk ilişkilerini, fırça izlerini ve benzerlikleri olağanüstü hızla karşılaştırabilir. Fakat bir sanat tarihçisinin değerlendirmesi yalnızca “görüntüye bakmak”tan ibaret değildir.
Uzman; eserin geçmişini, nereden geldiğini, hangi koleksiyonlarda bulunduğunu, önceki sahiplerini, restorasyonlarını, kullanılan malzemeleri, sanatçının farklı dönemlerini ve eserin dönemin atölye pratiğiyle ilişkisini birlikte değerlendirebilir.
The Art Newspaper’da sanat uzmanlığının dijitalleştirilmesi üzerine yayımlanan değerlendirmede de AI'ın insan uzmanlığının yerini tek başına almasının güvenilir görünmediği, bilimsel ve teknolojik yöntemlerin ise insan uzmanlığını tamamlayabilecek araçlar olduğu vurgulanıyor.
Başka bir ifadeyle AI bir tabloyu analiz edebilir; fakat “Bu eserin tarihsel kimliği nedir?” sorusu yalnızca piksellerden oluşmaz.
Sanat piyasasında yüzde işareti neden tehlikeli olabilir?
Sanat piyasasında küçük bir kelimenin bile milyonlarca dolarlık karşılığı olabilir.
“Rubens tarafından yapılmıştır” ile “Rubens tarafından yapılmış olma ihtimali yüzde 80” aynı ekonomik ve hukuki anlama sahip değildir.
Buna rağmen algoritmik değerlendirmeler, özellikle yüksek değerli eski ustaların eserlerinde yeni bir doğrulama katmanı yaratıyor. Bunun arkasında ekonomik bir gerçeklik de bulunuyor: Ünlü bir sanatçıya ait olduğu düşünülen daha önce değersiz veya düşük değerli bir eserin statüsünün değişmesi, piyasadaki değerini dramatik biçimde etkileyebilir.
Üstelik insan uzmanlığı da kendi krizinden geçiyor. Art dünyasında bazı uzmanlar, verdikleri özgünlük görüşleri nedeniyle karşılaşabilecekleri hukuki ve mali riskler nedeniyle daha temkinli davranıyor. Bu durum, teknoloji şirketlerinin “daha objektif” değerlendirme iddiasına alan açıyor.
Böylece ilginç bir paradoks ortaya çıkıyor:
İnsanların karar vermekten çekindiği bir ortamda, makineler daha fazla karar vermeye başlayabilir.
İnsan uzmanlığı gerçekten modası mı geçti?
Henüz değil.
Hatta 2026'da yayımlanan araştırmalar, sanat eserlerinin bilgisayar destekli sınıflandırılmasında bile veri setlerinin sınırlılığı, algoritmik önyargı ve örneklerin nasıl seçildiği gibi sorunların devam ettiğini gösteriyor. Ağustos 2026'da npj Heritage Science dergisinde yayımlanan bir çalışma, bilgisayarlı sanat atfında özellikle eğitim verilerinin yetersizliği ve algoritmik önyargı gibi kritik sınırlamalara dikkat çekti. (Nature)
Mart 2026'da yine npj Heritage Science kapsamında yayımlanan başka bir çalışma ise kültürel miras alanında güvenilir AI için açıklanabilirlik, şeffaflık ve önyargıların azaltılmasının önemini vurguladı. (Nature)
Dolayısıyla geleceğin modeli muhtemelen “AI mı, insan mı?” ikilemi olmayacak.
Daha gerçekçi senaryo, AI + sanat tarihçisi + bilimsel analiz + provenans araştırması kombinasyonu.
Makine milyonlarca görsel arasındaki örüntüyü saniyeler içinde bulabilir. Uzman ise o örüntünün tarihsel olarak anlamlı olup olmadığını sorgulayabilir.
Asıl değişim: Sanatın otoritesi kimin elinde olacak?
Buradaki mesele yalnızca teknolojik doğruluk değil, otoritenin yeniden dağıtılması.
Yüzyıllar boyunca sanatın özgünlüğü; sanatçının üslubu, uzmanların bilgisi, müzelerin itibarı, katalog raisonné'ler, provenans belgeleri ve bilimsel incelemelerin birleşimiyle belirlendi.
Şimdi bu sistemin içine algoritmalar giriyor.
Bu durum sanat dünyasında yeni bir epistemolojik sorun yaratıyor: Bir AI sistemi yüzde 87 oranında “özgün” dediğinde, bu rakam tam olarak neyi ölçüyor?
Gerçeği mi?
Benzerliği mi?
Eğitim verileriyle kurduğu istatistiksel yakınlığı mı?
Yoksa bizim “gerçek” olarak kabul ettiğimiz şeyi yalnızca daha teknik bir dille mi yeniden ifade ediyor?
2026'da yayımlanan bir akademik değerlendirme, AI'ın sanat dünyasında yaygınlaşmasının özgünlük, yaratıcılık, yazarlık, sorumluluk ve gerçeklik gibi kavramların anlamını yeniden tartışmaya açtığını belirtiyor. Aynı çalışma, AI destekli sentetik sahteciliklerin özgünlük ve sahiplik belgelerine kadar uzanmasının sanat dünyasındaki güven mekanizmalarını zayıflatabileceği konusunda uyarıyor. (Nature)
Bu nedenle sorun yalnızca “AI doğru mu söylüyor?” değildir.
Daha rahatsız edici soru şudur:
AI yanlış söylediğinde bunu kim fark edecek?
Arka Plan: Sanatın “gerçekliği” zaten hiçbir zaman basit değildi
Sanat tarihindeki özgünlük tartışmaları AI ile başlamadı. Özellikle Rembrandt, Rubens, Caravaggio ve Modigliani gibi eski ustaların eserlerinde sanatçı ile atölyesi arasındaki sınır uzun zamandır tartışılıyor.
Örneğin Rembrandt'ın eserleri konusunda geçmişte yapılan araştırmalar, kabul edilen eserlerin sayısının ciddi biçimde değişmesine yol açtı. Daha yakın dönemde ise bir zamanlar atölye kopyası kabul edilen bir Rembrandt portresi için sanat tarihçisi Gary Schwartz, eserin aslında sanatçının kendisi tarafından yapılmış olabileceğini savundu.
2026'da yayımlanan Modigliani kataloğu da sanat atfının ne kadar dinamik olduğunu gösterdi. Yaklaşık 30 yıllık araştırmanın ardından katalogda 100 yeni eser sanatçıya atfedilirken, 15 eser önceki atıflardan çıkarıldı.
Yani AI sanat dünyasına “kesinliğin” hâkim olduğu bir alana girmedi.
Tam tersine, zaten sürekli yeniden değerlendirilen bir alana geldi.
Makine sanatın hakemi değil, yeni bir tanık olabilir
Belki de en sağlıklı yaklaşım, yapay zekâyı sanatın hakemi olarak değil, çok güçlü fakat yanılabilir bir tanık olarak görmek.
Bir algoritmanın yüzde hesabı önemli bir veri olabilir. Fakat tek başına müze etiketi, katalog kaydı veya milyonlarca dolarlık satış kararının yerine geçmemeli.
Çünkü bir sanat eserinin değeri yalnızca tuval üzerindeki fırça izlerinde değildir. Onun değeri; tarihinde, bağlamında, sanatçıyla ilişkisinde ve insanlar tarafından yüzyıllar boyunca oluşturulmuş anlamında da yaşar.
Belki de geleceğin sanat dünyasında asıl devrim, makinelerin insan uzmanların yerini alması olmayacak.
Asıl devrim, “uzman” kelimesinin anlamının değişmesi olacak.
Eskiden uzman, en iyi gören kişiydi.
Gelecekte ise uzman; makinenin ne gördüğünü ve neyi göremediğini anlayabilen kişi olabilir.
Lotra Haber'in zamansız ve entelektüel içeriklerini gözden kaçırmamak için bu sayfayı tarayıcınızın yer işaretlerine (favorilerine) eklemeyi ve bizi sosyal medya hesaplarımızdan takip etmeyi unutmayın!
0 Yorumlar