Adresimiz Geleceğimizi Belirlesin mi? Paris Banliyöleri Fransa’yı Sallıyor

Fransız lise öğrencilerinin Paris banliyölerinde eğitim koşulları için protestosu ve polisin müdahalesi

Paris’in yoksul banliyölerinde başlayan lise öğrencisi eylemleri, bir hafta içinde Fransa genelinde ulusal bir harekete dönüştü. Aubervilliers’deki Lycée Le Corbusier’den yükselen ses, harap binalar, kalabalık sınıflar ve öğretmen açığına karşı yükseldi. On binlerce öğrenci ve destekçisi sokağa çıktı; polisin biber gazı ve plastik mermi kullandığı bazı olaylarda 5.000’den fazla kişi gözaltına alındı. İçişleri Bakanı Laurent Nunez, durumu “kabul edilemez şiddet iklimi” olarak niteledi.



Gelişme: Banliyöden Ülke Genelinde Yankı


17 yaşındaki Maisa, İngilizce öğretmeni olmayı hayal eden bir öğrenci. Geçen yıl Fransızca sınavına Fransızca öğretmeni olmadan girdiğini anlatıyor: “Bunlar çalışılacak koşullar değil.” Yanında 15 yaşındaki Amelia, “Adresimiz geleceğimizi belirlememeli” yazılı pankart tutuyor ve eğitim otoritesinin banliyölere yeterince yatırım yapmadığını, bunun sınıfçı ve ırkçı bir yaklaşım olduğunu söylüyor.  


Protestolar 1.200’den fazla lisede etkili oldu. Seine-Saint-Denis’te liselerin üçte ikisi eyleme katıldı. Karima Kara Ali gibi veli temsilcileri, matematik, beşeri bilimler, İngilizce ve beden eğitimi derslerinin yılbaşından beri iptal edildiğini belirtiyor. Sendika temsilcisi Louise Paternoster, bazı okullarda içme suyu bile olmadığını, öğrencilerin ders saatlerinden kaybettiğini vurguluyor. 2026’da ülke genelinde 3.256 öğretmen kadrosunun kesildiğini hatırlatıyor.



Düşünsel Boyut: Eşitlik İlkesinin Sınırları


Bir ülkenin eğitim sistemi, vatandaşlarına “adresiniz kaderiniz değildir” vaadini ne kadar tutabilir? Banliyölerdeki öğrenciler, aynı sınavlara girerken aynı kaynaklara sahip olmadıklarını haykırıyor. Kamu hizmetinin çöküşünü en sert biçimde hissedenlerin en alttakiler olması, siyasi bilimci Ulysse Rabate’nin de işaret ettiği gibi, marjinalleşmiş kentsel mahallelerin ulusal siyaseti etkileme gücünü gösteriyor. Bütçe kısıtları altında eşitsizlikleri azaltmak zorlaşıyor; öğrenciler ve öğretmenler ise üniversite başvuru sistemi Parcoursup gibi ek yükler taşımak zorunda kalıyor.



Arka Plan  


Fransa’da ortaöğretim öğrencisi başına harcama son on yılda neredeyse yerinde saydı: 2010’da 11.910 euro, 2024’te 11.660 euro. Eğitim bütçesi 2027 için enflasyonun altında, yüzde 1,7 artışla 65,53 milyar euro olarak açıklandı. Eğitim Bakanı Edouard Geffray, bunun nüfus azalışından kaynaklandığını ve eğitimin öncelik olmaya devam ettiğini savundu. Benzer ölçekte bir ulusal lise hareketi 1990’larda, baccalauréat’ya erişimin genişletilip kaynakların yeterince artırılmaması üzerine yaşanmıştı. O dönem ek kaynak sağlanmış olsa da öğrenci başına harcama sonradan durağanlaştı.


Öğrenciler, öğretmenler ve veliler aynı talebi dillendiriyor: Banliyö okullarının diğer bölgelerle eşit koşullara kavuşması. Eylemler Marsilya, Strasbourg, Tours ve Lille’e kadar yayıldı. Fransa’nın eğitim harcamalarında OECD ortalamasında yer alması, sahadaki eşitsizlik algısını değiştirmeye yetmedi.



Lotra Haber'in zamansız ve entelektüel içeriklerini gözden kaçırmamak için bu sayfayı tarayıcınızın yer işaretlerine (favorilerine) eklemeyi ve bizi sosyal medya hesaplarımızdan takip etmeyi unutmayın!


📌 İlginizi Çekebilir: İspanya'da 87 Yaşındaki Kiracı Hükümeti Sarsıyor mu?
https://lotrahaber.blogspot.com/2026/10/ispanya-konut-protestolari-kira-krizi-sanchez.html

Yorum Gönder

0 Yorumlar