Jeopolitik Deprem: ABD ve Suudi Arabistan Tarihi Nükleer Anlaşmayı İmzaladı!
Temmuz 2026 — Küresel enerji ve savunma dengeleri, Washington ile Riyad hattından gelen tarihi bir hamleyle sarsıldı. ABD Başkanı Donald Trump, Suudi Arabistan'ın sivil nükleer program geliştirmesine ve gelecekte kendi topraklarında uranyum zenginleştirmesine imkan tanıyabilecek 30 yıllık stratejik "123 Anlaşması "nı resmen onayladı. İki ülkenin Enerji Bakanlıkları tarafından imzalanan ve karşılıklı nükleer güvenlik denetimlerini içeren bu pakt, Orta Doğu'da yeni bir nükleer dönemin kapısını araladı.
Anlaşma, sivil nükleer teknoloji transferinden milyarlarca dolarlık ticari ortaklıklara kadar geniş bir içeriğe sahip olsa da, bölgedeki askeri dengeler ve nükleer silahların yayılması riskleri nedeniyle şimdiden küresel bir tartışmanın fitilini ateşledi.
ABD - Suudi Arabistan Nükleer Anlaşmasının İçeriğinde Neler Var?
Uluslararası basına sızan taslaklara ve resmi açıklamalara göre, on milyarlarca dolar değerindeki bu devasa anlaşmanın ana maddeleri şunları içeriyor:
- 30 Yıllık Sivil Ortaklık: Anlaşma 30 yıl boyunca yürürlükte kalacak ve Suudi Arabistan'ın nükleer enerji altyapısını kurmayı hedefleyecek.
- Amerikan Şirketlerine Merkezî Rol: Suudi Arabistan nükleer pazarının kapıları başta Westinghouse olmak üzere ABD'li teknoloji devlerine açılacak. Bu durum ABD içi istihdamı ve ihracatı artıracak.
- Uranyum Zenginleştirme Maddesi: Anlaşmanın en çok tartışılan yönü, iki yıl sürecek ortak bir fizibilite çalışmasının ardından, gerekli görülmesi halinde Amerikan şirketlerinin Suudi Arabistan topraklarında uranyum zenginleştirme tesisi kurmasına izin vermesi.
- Nükleer Güvenlik ve Denetim: ABD'li yetkililer, paktın nükleer silah yapımını önleyici sıkı güvenlik standartları içerdiğini savunuyor. Ancak anlaşmanın, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) daha geniş denetim hakkı tanıyan Ek Protokolü'nü barındırmadığı iddia ediliyor.
Perde Arkası ve Arka Plan: Neden Şimdi, Neden Bu Şartlar?
Bu nükleer pakt, aslında ani bir kararın değil, temelleri Biden dönemine uzanan ve Kasım 2025'te Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın Washington ziyaretiyle hukuki zemini hazırlanan uzun soluklu bir sürecin ürünü. Ancak anlaşmanın zamanlaması ve içeriğindeki jeopolitik stratejiler oldukça dikkat çekici:
1. Çin ve Rusya'yı Devre Dışı Bırakma Hamlesi
Suudi Arabistan, sivil nükleer programı için uzun süredir Çin ve Rusya ile temas halindeydi. Beyaz Saray'ın bu anlaşmaya acilen onay vermesinin arkasındaki en büyük motivasyon, Riyad'ın nükleer alanda Pekin ve Moskova'nın kontrolüne girmesini engellemek ve nükleer teknoloji üzerinde kalıcı bir Amerikan nüfuzu sağlamak.
2. Süregelen İran Savaşı ve Bölgesel Güvenlik
Anlaşma, ABD ve İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine ve askeri altyapısına yönelik aylardır sürdürdüğü geniş çaplı çatışmaların tam ortasında geldi. İran'ın nükleer kapasitesine karşı denge kurmak isteyen Riyad, daha önce yaptığı "İran nükleer silah edinirse biz de ediniriz" çıkışının ardından, Washington'dan bu tarihi taahhüdü almayı başardı.
Donald Trump ve Marco Rubio'dan Kritik Açıklamalar
Anlaşmanın imzalanmasının ardından Washington'da sular durulmadı. Muhalefetteki Demokratlar bu adımı "büyük bir sorumsuzluk" olarak nitelerken, yönetim kanadından net mesajlar geldi.
Donald Trump: "İbrahim Anlaşmaları Şartı Masada, Uranyum Zenginleştirme Olmayacak"
ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social hesabı üzerinden yaptığı açıklamada eleştirilere doğrudan yanıt verdi. Trump, sivil nükleer anlaşmanın onaylandığını ancak bunun nihai olarak Suudi Arabistan'ın İbrahim Anlaşmaları'na katılmasına ve İsrail'i tanımasına bağlı olacağını vurguladı. Trump ayrıca, anlaşmanın sadece askeri olmayan, tıpkı BAE örneğindeki gibi sivil kullanımları kapsayacağını ve askeri düzeyde bir malzeme zenginleştirmesi içermeyeceğini belirterek, kamuoyundaki "silahlanma yarışı" endişelerini yatıştırmaya çalıştı.
Marco Rubio: "Nükleer Silah Riskine Asla İzin Vermeyiz"
Filipinler'deki ASEAN toplantısı sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise anlaşmanın arkasında durdu. Rubio, Suudi Arabistan'ın nükleer enerjiye geçmek için tek seçeneğinin ABD olmadığını, Riyad'ın bu adımı Amerikan teknolojisiyle atmasının küresel güvenlik için daha doğru olduğunu söyledi. Rubio, "Herhangi bir ülkeyle yapacağımız sivil nükleer anlaşmada, teknolojinin hiçbir şekilde bir silah programına dönüştürülmemesini garanti altına alacak en katı güvenlik önlemleri yer alacaktır" diyerek paktı savundu.
Kongre Onayı Bekleniyor: Süreç Nasıl İşleyecek?
İmzalanan bu tarihi "123 Anlaşması", yürürlüğe girmek üzere resmi olarak ABD Kongresi'ne sunuldu. Kongre'nin anlaşmayı incelemek için tam 90 oturum günü bulunuyor.
Her ne kadar Trump'ın liderliğindeki Cumhuriyetçi Parti Kongre'nin hem Senato hem de Temsilciler Meclisi kanadında çoğunluğu elinde bulundursa da, bazı nükleer karşıtı Cumhuriyetçilerin ve Demokrat senatörlerin sert muhalefeti nedeniyle Kongre'de hararetli oturumların yaşanması bekleniyor. Ancak uzmanlar, Kongre'nin anlaşmayı tamamen bloke edecek nitelikli çoğunluğa (üçte iki) ulaşmasının zor olduğunu öngörüyor.
Yazar: Mahmud Senih Çorbalı | Lotra Haber Kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni. Sitedeki tüm kategorilerde genel gündemi takip ederek güncel ve tarafsız habercilik vizyonuyla içerik üretiyor.
0 Yorumlar